Tüketen değil, biriktiren olmalıyız

Total Views : 330
Zoom In Zoom Out Sonra Oku Print

Türkiye Hayat Emeklilik İcra Kurulu Başkanı Atilla Benli, birikimin bireylerin daha iyi bir gelecek kurmaları için kaçınılmaz olduğuna dikkat çekerek, “Salgınla birlikte önceliklerimiz ve tüketim alışkanlıklarımız hızla değişirken, tüketen değil, biriktiren olmalıyız. Bu nedenle de tasarrufu bir alışkanlık haline getirmeliyiz” dedi.

Bireysel Emeklilik sektörünün lider şirketi Türkiye Hayat Emeklilik, Dünya Tasarruf Günü’nde birikim yapmanın ve tasarrufun önemine dikkat çekti. Birikimin bireylerin daha iyi bir gelecek kurmaları için kaçınılmaz olduğunun belirtildiği açıklamada, kişilerin çalıştıkları dönemdeki hayat standartlarını emeklilik dönemlerinde de devam ettirmeleri için düzenli bir birikim yapmaları gerektiği vurgulandı. Her yıl 31 Ekim’de kutlanmakta olan Dünya Tasarruf Günü kapsamında açıklama yapan Türkiye Hayat Emeklilik İcra Kurulu Başkanı Atilla Benli, tasarruf yapmanın makro düzeyde ülke ekonomisinin büyümesinde itici güç olduğunu ve bireysel düzeyde de yaşam standartlarının devamlılığını sağladığını belirterek, “Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ile tasarruf yapmak ise bu yolda en etkili araçlardan biri ve birikimleri korumak, çoğaltmak ve bugünkü yaşam standardımızı yarınlara taşımanın ilk adımı” diye konuştu.

Dünya Tasarruf Günü özelinde Bireysel Emeklilik Sistemi’nin önemine dair açıklama yapan Atilla Benli, “Ülkemizde 17. yılını dolduran Bireysel Emeklilik Sistemi’nde 16 Ekim 2020 tarihli verilere göre devlet katkısı dâhil 152,6 milyar TL fon büyüklüğüne, yaklaşık 6,9 milyon katılımcı sayısına, 2017 yılında uygulamaya geçen Otomatik Katılım uygulamasında ise yaklaşık 5,7 milyon çalışan sayısına ve 10,9 milyar TL fon büyüklüğüne ulaşıldı. BES dünyadaki en iyi uygulamaların incelenmesi ile oluşturulmuş ve devlet tarafından güvence altına alınmış, örnek gösterilecek sistemler arasında yer almaktadır. Hâlihazırda BES, kişilerin aktif çalışma yaşamları süresince yaptıkları tasarrufları uzun vadeli yatırıma yönlendirerek emeklilik dönemlerinde, yaşam standartlarını koruyabilecekleri bir gelir elde etmelerini sağlamaktadır. Toplumsal refah ve düzene katkıda bulunan Bireysel Emeklilik Sistemi aynı zamanda ülke ekonomisine önemli bir katkı sağlarken finans sistemini de güçlendirmektedir.” dedi.

“Devlet katkısı sistemin itici gücü”

Sistemde yer alan devlet katkısının avantajlarına değinen Atilla Benli, “2013 yılında uygulanmaya başlanan devlet katkısı ile ev hanımından çalışan kesime, öğrenciden çiftçiye kadar herkesin sisteme olan ilgisinin arttığını ve sistemin itici gücü olduğunu söyleyebiliriz. Yüzde 25’lik devlet katkısının hiçbir yatırım aracında olmadığını da göz önünde bulundurduğumuzda, alternatif yatırım araçlarına göre BES’in daha avantajlı olduğunu bir kez daha vurgulamak isterim. Bireysel Emeklilik Sistemi, geleceğin garanti altına alınması yönüyle bakıldığında sosyal açıdan, hiçbir yatırım aracında olmayan devlet katkısı yönüyle yaklaşıldığında ise gelir açısından vazgeçilmeyecek ve herkesin geliri doğrultusunda geç kalmadan değerlendirmesi gereken bir sistem niteliğindedir.” açıklamasında bulundu.

Otomatik Katılım Sistemi ile birlikte Bireysel Emeklilik Sistemi’nde yeni bir dönemin başladığını ifade eden Atilla Benli, “Türkiye Hayat Emeklilik olarak katılımcılarımıza özellikle; sisteme uzun vadeli bakmaları gerektiğini, getirilerin uzun vade bakışı ile azamiye çıkabildiğini, devlet katkısı getirisiyle sistem getirilerinin alternatif yatırım araçlarına göre daha cazip olduğunu vurgulamak isterim. Bununla beraber fon dağılımlarını oluştururken de uzun vadeli bir bakışla karar vermeleri gerektiğini hatırlatmakta fayda görüyorum. Şunu unutmamalıyız ki refahı yüksek bir yaşamı sürdürebilir kılmanın yolu tasarruf etmekten geçiyor. Sürdürülebilir refah için Bireysel Emeklilik sistemi önemli avantajlar barındırıyor. Tasarrufu alışkanlık haline getirebilmek adına ‘Birikim, tasarrufla başlar. Tüketen değil, biriktiren ol!’ diyoruz. ” dedi.

e-Haber Ajansı (e-ha)